05.12.2020 - Prodüksiyon Rehberi | Kültür Sanat | Etkinlik | Magazin & AjansPost
AjansPost

GÜLÜMSEMELERİN HUZURU

Filiz Uysal

Yazarın şu ana kadar yazılmış 4 makalesi bulunuyor.

Harika cıvıl cıvıl bir pazar sabahında, yemyeşil ağaçlarla çevrili, küçük ama bana göre dünyanın en keyifli balkonunda oturuyorum. Her sabah, el yapımı rengarenk tepsiye, sevdiğim kırmızılı fincanda bol köpüklü, mis kokulu kahvemi ve bir bardak suyu koyup, kitabımı da alarak balkona çıkıyorum. Böyle zamanlarda Osho’nun bir sözü geliyor aklıma;

“Hayat küçük mutluluklardan oluşur. Eğer sen seversen büyük olurlar”.
Günün çok sevdiğim bu saatlerini kaçırmamaya özen gösteriyorum. Zaten corona’dan dolayı sokağa çıkma yasağı olan günlerde, D vitamini almak için en doğal yöntemin bu olduğunu düşünüyorum. Alt kattaki genç, piyano ile Mozart’ın Türk Marşı’nı ustalıkla çalıyor. Yolunu şaşırmış birkaç martı, kumrular ve serçeler de ötüşerek bu keyifli müziğe eşlik ediyor. Yeşilliklerden görünmese de bazı balkonlardan, her zaman bana huzur veren; keyifle karıştırılan çay kaşığı sesleri duyuluyor.

Bir yerlerden mis gibi çiçek kokusu geliyor, merakla nereden geldiğine bakınıyorum. Başımı balkondan öne doğru biraz uzatınca, yan binanın arka tarafındaki mor salkımları görüyorum. Gizlenmiş bu güzelliği daha önce nasıl da fark edemediğime hayıflanıyorum. Tam kahvemden keyifle bir yudum alıyorum ki, içeride açık olan televizyondan belli belirsiz bir haber duyuyorum. Kulaklarıma inanamıyorum, koşarak içeri giriyor ve haberin devamını izliyorum.

Bir kadın, küçük çocuğunun elini tutmuş sokakta yürüyor ve etrafındaki
apartmanlara çaresizce sesleniyor; “Artık yemeği olan var mı?! Artmış yemek arıyoruz, var mı?” Başımdan aşağıya kaynar sular dökülüyor sanki. Her kelimesi içimi dağlıyor. Bu olayı duymak az önceki tozpembe dünyayı altüst ediyor. Her şey bir anda anlamını yitiriyor. Aklıma oğlumun henüz gençliğe yeni adım atıyorken, hayatın ne kadar adaletsiz olduğunu sorguladığı, kimilerinin çöpe bir sürü yemek ve ekmek atarken, kimilerinin bunlara muhtaç olduğunu düşünerek isyan ettiği zamanlar geliyor.

Afrika’daki aç çocuklar için üzüldüğü ve her gün bunları dert ettiği dönemler.. Çocuğunun mutlu olmasını isteyen her anne gibi, onun için endişeleniyor, “Bu hayatın bir gerçeği, elimizden fazla bir şey gelmiyor ne yazık ki, sen kendi mutluluğuna odaklanmaya çalış.” diyordum içim sızlayarak. “Biz yine de imkanlarımız ölçüsünde yardım ederiz, merak etme!” diye teselli ediyordum.

Bugün duyduğum bu haber ile hayatı sorgulayan bu gencecik yüreğe sonuna kadar hak veriyorum. Bu konuda şimdiye kadar yapabildiklerimi ve yapamadıklarımı düşünüyorum. Tüm kalbimle bundan sonra daha da duyarlı olup, ihtiyacı olanlara elimden gelen yardımı fazlasıyla yapmaya çalışacağıma dair söz veriyorum kendime. Yatalak hasta üç çocuklu kadına, köşede çorap satan kolsuz adama, göz nuru ile ördüğü patikleri köprü altında satarak geçinen, hayırsız evlatlarının arayıp sormadığı teyzeye ve denk geldiğim herkese.. Daha önce hayatın koşuşturmacası içinde göremediğim, dokunamadığım hayatlar için de üzüntüyle karışık pişmanlık duyuyorum. “Kimbilir derdini gizlice çeken, evden bile çıkamayan, gururundan yardım isteyemeyen daha niceleri vardır.” diye düşününce içim acıyor. Sonra da bu düşüncemi doğrulayan; duyduğumda çok üzüldüğüm haberler geliyor aklıma. Kimseye duyurmadan, yaşadığı çaresizlik ile intihar eden kardeşler, işsiz gençler ve çocukları aç babanın haberleri..
Belki bir gün bu yardımlaşma duygusu, dalga dalda yayılır, birilerinin dile getiremediği yaralarına merhem olunur diye umuyorum. Paylaştıkça, birilerinin sıkıntısını giderdikçe, içimin daha da huzurla dolduğunu hissediyorum. Bertha von Suttner bunu; “Sevmek fiilinden sonra gelen
dünyanın en güzel fiili yardım etmektir.” diyerek ne kadar doğru ifade etmiş. Birilerine yardımcı olabilmek için imkanlarımız ölçüsünde attığımız her adım değerli.

Bunun için illa çok varlıklı olmamız gerekmiyor. Bazen yanında olduğumuzu hissettirmek bile hafifletiyor acıları. Hayatı bazen öyle ciddiye alıyor ve ayrıntılarda kayboluyoruz ki; asıl gerçeklerden uzaklaşıyoruz. Sevdiklerimi ve hiç ummadığım yakınlarımı birer birer kaybettikçe, bu dünyanın gelip geçici olduğunu daha iyi anlıyorum. “İnsan olmanın erdemi sadece kendi mutluluğumuzda değil, başkalarını da mutlu edebilmekte gizli” diye düşünüyorum.

Bunun için de, ömrüm oldukça kendime verdiğim sözü tutmaya kararlı olarak, içimde derin bir huzurla küçük balkonumda ve kocaman dünyamda kahvemi yudumluyorum. Diğer balkonlardan duyulan çay kaşığı sesleri sanki kulağıma daha da güzel geliyor..
FİLİZ UYSAL

YAZARIN SON YAZILARI
GÜLÜMSEMELERİN HUZURU - 1 Haziran 2020
Yaman Çelişki… - 14 Mayıs 2020
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. Sevim Apak dedi ki:

    Sevgili yazarım.. Size yakın olan herkes bilir ki o sihirli değneğiniz bir şekilde zordaki insanlara dokunmuştur.Dilerim o sihirli değnek uzun yıllar hep elinizde olsun..

  2. ömer uygul dedi ki:

    Filiz hanim yazdiklarinizi okudum duyguyu cok iyi ifade etmissiniz tabiki farkli farkli insanlar var duygular var aklima gelen bir söz var mutluluk paylastikca cogalir üzüntüler paylastikca azalir günümüzde insanlarin bir birine güveni yok iyiki bir inancim var ne istersem Allah‘tan isterim o iyi kullarini karsina cikarir sevgiler

  3. Mehmet Emin ALEMLİ dedi ki:

    Filiz’ciğim;
    Son derece güzel bir yazı. Genel hatlarıyla çok hoş olmuş diyebilirim. Benzetmeler gene yerli yerinde…
    Daha sık yazılar bekliyoruz senden…
    Saygılar…

  4. Dr.ibrahim Necati Günay dedi ki:

    Hayat küçük mutluluklar dan oluşur.Eger sen seversen büyük olurlar.Yazar her şeyi ne kadar güzel kaleme almış ve anlatmış.Kendisini tebrik ediyor,başarılarının devamını diliyorum.

BİR YORUM YAZ